|
Bilim Toplum Siyaset Dizisi:
KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE, KRİZ ARALIKLARINDA ÖĞRENEN EKONOMİ TÜRKİYE
Zeynep KARAÇOR
234 sayfa
ISBN: 978-9944-272-06-3
Değişme ve gelişmeyi ifade eden bilgi toplumu, içinde bulunulan zaman ve geleceğin öngörülmesi için yeni bir düşünce şekline olan gereksinimi tanımlamaktadır; öğrenen ekonomi. Güçlü rekabet ve hızlı değişim ekonomilerin bilgiye ulaşmalarını ve bilgiyi etkin kullanmalarını gerekli kılmaktadır. Bilgiye ulaşmayı sağlayan öğrenme aşamasıdır. Karar birimlerinin (birey, firma, devlet) amaç fonksiyonu hedefine ulaşması (fayda, kar, refah) bilgiyi öğrenme yetkisi ile ilişkilidir. Öğretneme yetkisi, bilgiye ulaşmak ve etkin işleyen bir piyasa yapısı demektir.
KÜRESEL ÇAĞDA SİYASİ COĞRAFYA
Kenan ARIBAŞ
835 sayfa
ISBN: 978-975-8867-95-0
Mekânın ortaya koyduğu veriler, uluslararası siyasetin belirlenmesine, süresine, içeriğini ve hangi askeri, politik, ekonomik ve kültürel stratejilerin uygulanacağını belirler. Fizikî coğrafya konusunda yer şekilleri, iklim, hidrograya, toprak ve bitki coğrafya gibi özellikleri günümüzün en önemli kavramlarından birisi olan küresel ısınma ya da diğer çevre sorunların açıklanması ile ülkelerin güç merkezki olmasında ana özellikler arasında yer almaktadır.Küreselleşme içinde ulusların enformasyon kanalları ve yeni ekonomik düzen içinde birbirine daha fazla yaklaşmış ve birbirinden daha fazla etkilenmeye başlamıştır. Bilim adamları buna zamanmekân sıkışması demektedir. Sıkışma içinde ironize edilen bütün ulusların ve ulusları var eden değerlerin açıklanması, dünya tarihinde ilk kez her hangi bir ülkede yaşanan ekonomik bir felaket, değişim, gelişim yada savaşların milletleri felsefe tanımadan etkilediğini belirtmek için kullanılmıştır.
GÜÇLÜ VE ZAYIF DEVLET TARTIŞMALARI BAĞLAMINDA TÜRKİYE
Gülise GÖKÇE
235 sayfa
ISBN: 978-975-8867-98-1
Dünyada son yıllarda yaşanan gelişmeler devlet anlayışında çok ciddi manada değişiklikleri gündeme getirmiştir. Özellikle 20. yüzyılın son çeyreğinde refah devleti anlayışının krize girmesi, dünyada ve ülkemizde devlete ve buna bağlı olarak kamu yönetimine bakış açısını önemli ölçüde değiştirmiştir. Gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde refah devleti anlayışının bir sonucu olarak devlet faaliyet alanının aşırı derecede genişlemiş olması ya da devletin aşırı büyümesi birçok sorunu da beraberinde getirmiştir. Büyüyen ve genişleyen devletin sosyal maliyetinin, sosyal faydasından daha fazla olmaya başladığı yönünde genel bir kanaat oluşmaya ve bu gelişmenin doğal bir sonucu olarak geleneksel devlet anlayışı sorgulanmaya başlamıştır. Başka bir deyişle, sorunların çözümü olarak düşünülen devlet, sorunların asıl kaynağı olarak görülmeye ve bu bağlamda temel amacı sorgulanmaya başlamıştır.
KAMU YÖNETİMİNİN YAPISAL VE İŞLEVSEL SORUNLARI
M. Akif ÇUKURÇAYIR - Gülise GÖKÇE
502 sayfa
ISBN: 978-975-8867-97-4
Toplumsal değişim ve dönüşüme paralel olarak Kamu Yönetimi alanı da değişmekte ve dönüşmektedir. Küreselleşme, Kamu Yönetiminin yeniden tanımlanmasını ve farklı paradigmalarla tanımlanmasını sağlayan önemli bir süreç olarak ortaya çıkmıştır. Geleneksek Kamu Yönetimi anlayışı büyük bir dönüşümle "çağdaşlaştırılmış", ancak biraz da özünden uzaklaştırılmıştır. Yeni Yönetim Modelleri, Yeni Kamu İşletmeciliği, Yönetişim ve Neoliberal yaklaşımlar gibi kavram ve içerikler Kamu Yönetimi'nin aktörlerini, amaçlarını, süreçlerini, yapısını ve işlevlerini çok hızlı bir biçimde dçnüştürmüşlerdir. Bu dönüşüm Reaganizim, Teatcherizm ve Türkiye'de Özalizm olarak tanımlanmıştır. Bütün ülkelerde yapılan yeniden yapılanma çalışmalarının odağında özellikle devletin/kamu yönetiminin küçültülmesi ve özel sektör yöntemlerinin deyim yerindeyse kamuya entegre edilmesi yer almıştır.
OSMANLI MECLİS-İ MEBUSANI'NDA PARLAMENTER DENETİM (1908-1920)
Ahmet Ali GAZEL
384 sayfa
ISBN: 978-9944-272-02-5
Parlamenter sistemde parlamentonun iktidara karşı kullanılabileceği denetim mekanizmaları; Soru, Gensoru, Meclis Araştırması, Meclis Soruşturması ve Genel Görüşme'dir. Bu denetim mekanizmaları sırf bilgi edinme ve tenkitten ibaret değildir. Gensoru yoluyla bakan veya hükûmetin düşürülmesi, meclis soruşturması yoluyla da ilgili bakanın veya başbakanın Yüce Divan'a gönderilmesi mümkündür. Parlamentonun bu denetim mekanizmalarını kullanması karşısında iktidar daka dikkatli, ölçülü ve yasal sınırlar içinde davranmak zorunda kalır. Kısaca parlamenter denetim, iktidarın keyfiliğe kaçması ihtimali önündeki en büyük engeldir. Dolayısıyla parlamenter denetimin sağlıklı işlemesi, parlamenter rejimin ve demokrasinin sağlıklı yürümesiyle doğru bir orantı içindedir.Cumhuriyet Dönemi'ndeki parlamento denetimiyle ilgili birkaç çalışma yapılmıştır. Ancak bu güne kadar Osmanlı dönemi parlamento denetimine ait parlamenter denetim açısından bir eksiklik oluşturmaktadır. Zira; Osmanlı döneminde oluşturulan parlamenter yapı, temelde Cumhuriyet dönemi parlamentoları için bir model teşkil etmiştir. 1920 yılında açılan Büyük Millet Meclisi, Osmanlı döneminde hazırlanan içtüzüğü kullanmış ve bu içtüzük bazı değişikliklerle beraber uzun müddet yürürlükte kalmıştır. Dolayısıyla Cumhuriyet dönemi parlamento uygulamalarının hukukî altyapısı Osmanlı döneminde oluşmuştur. Osmanlı mebuslarının meclis uygulamaları da Cumhuriyet dönemi mebuslarının önündeki en somut örneği teşkil etmiş ve onlar için bir tecrübe ve birikim oluşturmuştur. İfade edilen sebeplerden dolayı bu eserde, eksik olduğu görülen ve ortaya konulmasında fayda olacağı düşünülen İkinci Meşrutiyet Dönemi'ndeki parlamenter denetim konusu incelenmiştir.
DİN SOSYOLOJİSİ: KLASİK VE ÇAĞDAŞ YAKLAŞIMLAR
Editörler: Bünyamin SOLMAZ - İhsan ÇAPCIOĞLU
363 sayfa
ISBN: 975-8867-90-3
Din sosyolojisi son on yıllarda yeni sorun ve tartışma alanlarının katılımıyla önemi giderek artan bir bilim dalı haline gelmiştir. Her ne kadar uzun süre kendi içindeki yöntem tartışmalarıyla meşgul olsa da, günümüzde bu bilim dalı, sosyal bilimlerin kullandığı yöntem ve tekniklerin yanı sıra, kendine özgü metodolojik yaklaşımları ve yeni yaklaşım denemeleriyle, ekonomiden sanata, kitle iletişiminden küreselleşmeye ve politikadan uluslararası ilişkilere kadar dinin pek çok alanla ilişkisinin incelendiği bir alan durumundadır.
Elinizdeki eser, dünyanın çeşitli ülkelerinden din sosyologlarının farklı zamanlarda, değişik dergi, ansiklopedi ve kitaplarda yayımlanan makalelerinden oluşmaktadır. Bu makalelerin temel özelliği, farklı kişiler tarafından kaleme alınmalarına rağmen, yazarlarının, genellikle, benzer ya da birbirine yakın konular üzerinde yoğun-laşmalarıdır. Bundan dolayı eser, sosyolojinin bir alt dalı olarak din sosyolojisi alanının doğuşunu, gelişimini ve çağdaş durumunu, yine alanın öncüleri, kurucuları, temel yaklaşımları, teorik tartışmaları ve başlıca problemleri çerçevesinde ele alan yazılardan oluşmaktadır.
EN AZ DEVLET EN İYİ DEVLET: DEVLETİN BAŞARISIZLIĞININ ANATOMİSİ
Editör: Coşkun Can AKTAN
246 sayfa
ISBN: 975-8867-80-6
Geleneksel iktisat teorisi ve politikası piyasanın makro-ekonomik hedefleri gerçekleştirmede başarısız olabileceği durumlarda devlet müdahalelerinin veya kamusal regülasyonların kaçınılmaz olduğunu savunur. Acaba, piyasadaki etkinsizlikleri ve başarısızlıkları ortadan kaldırmak için devlet tarafından ekonomiye yapılan müdahaleler ve regülasyonlar bu defa başkaca etkinsizlikler ve başarısızlıklara yol açmaz mı?
"Devlet gerekli midir?" sorusu anarko-kapitalizmin ya da libertarian felsefenin ütopik bir sorusudur. Doğrusu ve olması gereken "devlet ne kadar gereklidir?" sorusudur... İyi bir sosyal düzen, siyasal düzen ve ekonomik düzende birarada barış, adalet, refah ve özgürlük içerisinde yaşayabilmek için devletin gerekli olup olmadığını değil, ne kadar gerekli olduğunu sorgulamalıyız... Bunun için de devlet müdahaleciliğinin nedenlerini ve sonuçlarını etraflıca tahlil etmeliyiz...
"Hangi devlet kurumu erdem ve bilgeliğin hakim olduğu bir düzende insanoğlunun mutluluğunu sağlayabilir? Bunu gerçekleştirebilmek için her tür devlet, mükemmel olmayan bir çaredir. Kötü bir devletin ortaya çıkaracağı vahim sonuçlar insanoğlunun yapabileceği kötülükleri yeterli ölçüde kontrol edemeyeceğinden kaynaklanır."
Adam Smith
ÇOKULUSLU ŞİRKETLER
Coşkun Can AKTAN - İstiklal Y. VURAL
182 sayfa
ISBN: 975-8867-83-0
Globalleşen dünyada en önemli ekonomik aktörlerden biri haline gelen-çokuluslu şirkeder birden fazla ülkede kazanç sağlayıcı iktisadi faaliyederde bulunan ve uluslararası üretimde bulunan firmalardır.
Günümüzde, dünyanın farklı bölgelerinde yaklaşık 61 bin çokuluslu şirket ve bunlara ait 900 bin yabana bağlı şirket faaliyet göstermektedir. Çokuluslu şirkederin ne kadar devasa bir güce sahip olduğunu anlamak için global ticaret, yatırım, üretim ve katma değerden aldıklan paya bakmak yeterli olacaktır. Son yıllann istatistiki verileri çerçevesinde çokuluslu şirkederin, global dolaysız yabana yatırım stoku (yaklaşık 10 trilyon Dolar) içindeki payı yüzde 85 dolayındadır. Çokuluslu şirkederin toplam saoşlan yaklaşık 20 trilyon Dolar ve bu şirkederce üretilen toplam katma değer yaklaşık 4 trilyon Dolardır. 'Yabana bağlı şirkederin yaklaşık 60 milyon kişiyi istihdam ettiği tahmin edilmektedir.
Microsoft, Toyota, Intel, Goca-Cola, Sony, IBM, General Electric, Nike, Gtigroup gibi dünyanın en büyük çokuluslu şirktelerinin her birinin toplam satış gelirleri ve yarattığı katma değeder pek çok ülkenin milli gelirinden çok daha fazladır...
KARŞILAŞTIRMALI KAMU YÖNETİMİ: TEORİK ÇERÇEVE VE ÜLKE UYGULAMALARI
Önder KUTLU
279 sayfa
ISBN: 975-8867-81-4
Değişik ülkeler açısından kamu yönetimi ilke ve sorunlarını ele alarak bunları karşılaştırmalı bir analiz çerçevesinde değerlendirme gayretiyle sunulan bu çalışma, bu alandaki bir boşluğu doldurmayı hedef edinmiştir. Karşılaştırmalı Kamu Yönetimi kavramı Türkçe literatüreyeni yeni girmeye başlamıştır. Son dönemlerde değişik Üniversitelerde bu adla bir ders okutulmaya başlanmış, sadece akademisyenler değil, işin pratiğiyle uğraşanlar da bu konuda bir katkı sağlamak için harekete geçmişlerdir.
Kitap kapsamında seçilen ve incelenen ülkeler kamu yönetimindeki son dönem gelişme ve değişmelerini özetler niteliktedir. ABD ve İngiltere'nin kamu yönetimi yazınında ifade ettikleri mana bilinmektedir. Avustralya ve Hollanda ise hem özellikle ABD ve İngiltere'den öğrenme, onların tecrübelerinden ders çıkarma hem de farklı bir siyasal görüşün de benzer türden reformları uygulamaya koyabileceğinin en önemli örneklerindendirler.
Polonya'ya gelince; bu ülkenin 1989 öncesi ve sonrası dönemdeki tecrübeleri ve AB yolunda sarf ettiği emek Türkiye'nin Ekim 2005'ten itibaren girdiği müzakere sürecinde önemli ipuçları verecek niteliktedir.
Türkiye ile ilgili boyuta baktığımızda; ülkenin bu kadar çok doğal ve beşeri kaynağa sahip olmasına rağmen hala sıkıntılar içinde kıvranması ve bunda kamu yönetiminin de hatırı sayılır şekilde pay sahibi olması, bu alanda bir şeylerin yanlış gittiğine delalet etmektedir. Peki, bu sorunu halleden devletler ne yapmışlar da biz bunu yapamamışız? Kitap aslında bu soruya cevap arama gayreti içindedir.
TÜRKİYE'NİN ABD VE AB DENKLEMİ
Editörler: Orhan GÖKÇE - Uğur DEMİRAY - Edibe SÖZEN
450 sayfa
ISBN: 975-8867-87-3
11 Eylül'den doğrudan etkilenmeyen Türkiye, 11 Eylül'ün önemli bir sonucu olan Irak Savaşı'ndan neden derinlemesine etkilenmeye başlamıştır? Türkiye geleceğini nasıl şekillendirmek istiyor ve Türkiye'ye dünya siyasetinde nasıl bir rol düşüyor? Türkiye Amerika'da ve Amerika dünyada nasıl algılanmaktadır? Türkiye'nin Amerika'nın baskısından kurtulmak ümidiyle yüzünü AB'ye çevirmesi, gelecekte Türkiye'yi nasıl etkileyecektir? Türkiye ve Türkler Avrupa'da nasıl algılanmaktadır? Türk halkı Avrupayı nasıl algılamaktadır? Bu ve benzeri sorular bu eserin ana eksenini oluşturmaktadır.
Türkiye ABD ilişkileri, 11 Eylül öncesi ve sonrası, Büyük Ortadoğu Projesi, Türkiye-AB ilişkileri, Batı'da Türk imajı, Avrupa'da Türkler ve Türk halkının AB'ye bakışı gibi konuları irdeleyen eser, uzmanların katılımıyla hazırlanan ortak bir çalışmanın ürünüdür.
DEĞİŞİM ÇAĞINDA DEVLET
Prof. Dr. Coşkun Can AKTAN
512 sayfa
ISBN: 975-8156-88-8
Devlet nedir? Devlete niçin gerek vardır? Devletin ekonomide üstlenmesi gereken rol ve fonksiyonlar neler olmalıdır? Piyasa, etkinlik açısından devletten daha mı başarılıdır? Piyasanın başarısız olduğu anlar nelerdir? Devletin ekonomiye müdahalesi piyasa başarısızlıklarını ne ölçüde ortadan kaldırabilir? Devlete müdahaleleri sonucunda ortaya çıkan sorunlar nelerdir? Devlet niçin sürekli büyümektedir? Devletin büyümesinin sonuçları ve etkileri nelerdir? Devletin başarısızlıkları, devlet müdahalelerini kaçınılmaz bir sonucu mudur? Devletin güç ve yetkileri niçin sınırlandırılmalıdır? Devlet niçin küçültülmelidir? Devlet nasıl küçültülebilir?
MODERNİTE'DEN POSTMODERNİTE'YE DEĞİŞİM
Prof. Dr. Coşkun Can AKTAN
424 sayfa
ISBN: 975-8156-87-X
Dünya çok önemli bir süreci içerisinde bulunuyor. Ekonomiden siyasete; devlet yönetiminden şirket yönetimine; değerlerden inançlara kadar her şey ama her şey değişiyor. Bilim ve teknoloji alanında baş döndürücü gelişmeler yaşanıyor. "Bilgi çağı" adı verilen bir yeni dönem içerisinde bulunuyoruz. Tüm dünyada modern toplumdan post-modern topluma geçiş yönünde yeni ilkeler benimseniyor ve yeni yükselen değerler toplumları geleneksel değerlerden kopmaya ve değişime zorluyor.
Dünyada bilişim teknolojisi alandaki gelişmeler ve sibernetik devrim ülkeleri diğer toplumlardaki gelişmelerden kolayca haberdar etmekte ve bu da değişim taleplerini artırmaktadır.
ÖZGÜRLÜK YAZILARI
Coşkun Can AKTAN - İ. Yaşar VURAL
192 sayfa
ISBN: 975-8156-86-1
İnsan doğası itibariyle özgür yaratılmıştır. Ancak insan, eylemlerinde ve davranışlarında sınırsız bir özgürlüğe sahip olamaz. Özgürlüklerin, başkalarının hakları ve özgürlüklerini ihlal etmeyecek bir şekilde kullanılması gerekir.
İnsanların doğal yaşama döneminden çıkmalarını ve siyasi toplumun egemenliği altına girmelerinin tek nedeni doğal hakların güvence alınmasıdır. Devletin varoluş sebebi, insanın doğal haklarının ve özgürlüklerinin korunmasıdır. Güvenlik, adalet ve yargı gibi hizmetleri üstlenecek bir minimal devlet, özgürlüklerin güvence altına alınması için gereklidir. Devletin varlığı, özgürlüklerin korunması için bir zorunluluktur.
Bu kitapta büyük filozofların özgürlük kavramına bakış açıları ve savunuları yer almaktadır.
ÖZGÜRLÜK BİLDİRGELERİ
C. Can AKTAN - İ. Yaşar VURAL
120 sayfa
ISBN: 975-8156-99-3
Özgürlük, insan olarak bizim doğamızda ve ruhumuzun derinliklerinde yer alan en kutsal bir değerdir. Tarih boyunca verilen mücadeleler neticesinde özgürlük, bugün dünyanın hala birçok yerinde özgürlükler ihlal edilebilmekte ve özgürlük uğruna mücadeleler sürmektedir.
Özgürlük düşmanları her zaman ve her yerde mevcuttur ve asla yok olmayacaktır. Eğer sahip olduğumuz özgürlüklerin kıymetini takdir etmek istiyorsak insanoğlunun tarih boyunca verdiği mücadeleleri bilmemiz ve bu mücadeleler sonucunda ortaya çıkmış bulunan halk ve özgürlük bildirgelerinden en azından haberdar olmamız gerekir düşüncesindeyiz.
YENİ GLOBAL DEĞERLER ÜZERİNE ÖZGÜR SÖZLER
Coşkun Can AKTAN
320 sayfa
ISBN: 975-8867-00-8
Güzel sözler söyleyebilmek ve yazabilmek için sürekli okumak ve sürekli öğrenmek kaçınılmazdır. Etkileyici ve büyüleyici bir şiiri okumak, bir fıkrayı anlatmak, bir güzel sözü ya da hatırayı aktarmak, bir bilimsel araştırmanın bulgularını bir konferansta aktarmak belki ilkinde anlamlı olabilir. Fakat aynı şeyleri tekrarlamak sadece ve sadece bir insanın statik bilgi çemberi içinde yuvarlığını ortaya koyar. Lübnanlı şair yazar Halil Gibran'ın şu güzel söz bu açıdan aktarmaya değerdir:
"Akıllı insanlar tarafından söylenmiş sözleri belleyin ve bunları gündelik yaşamınıza uygulayın. Yaşayın onları ama olur olmadık zamanlarda ezber okumayın, çünkü söylediklerini durmaksızın tekrarlayan biri sırtına kitaplar vurulmuş bir eşekten farklı değildir."
BİLGİ ÇAĞI BİLGİ YÖNETİMİ VE BİLGİ SİSTEMLERİ
C. Can AKTAN - İ. Yaşar VURAL
304 sayfa
ISBN: 975-8867-27-X
Bilgi yönetimi ve bilgi sistemleri hiper rekabetin söz konusu olduğu global ekonomide organizasyonların sahip oldukları kaynakları daha etkin bir biçimde kullanma ihtiyacının gereğidir. Yüksek rekabet gücüne ulaşmanın ve bunu sürdürebilmenin en önemli aracı bilgidir. Bilgi çağında organizasyonların, sürekli olarak yeni ve özgün bilgiler yaratan, bunları organizasyon boyunca yayan ve hızla yeni ürün ve teknolojilere eklemleyebilen özelliklere sahip olması gerekir.
YENİ BİR SİYASAL SİSTEM ARAYIŞI DEMOKRASİ POLİARŞİ VE DEMARŞİ
Coşkun Can AKTAN
400 sayfa
ISBN: 975-8867-28-8
Modern temsili demokrasilerde ilgisiz ve bilgisiz seçmenlerin tercihlerini yansıtan; çoğunluk oyları ile seçilmiş yönetimi "genel irade" ya da "milli irade"nin temsilcileri olarak kabul eden, çıkar gruplarının hakimiyetine dayalı olan ve son olarak iktidarın güç ve yetkilerinin etkin biçimde sınırlandırılmadığı bir siyasal yönetim hüküm sürmektedir.
Demokrasi'nin başarısızlığının ya da imkansızlığının birinci nedeni "eksik enformasyon"dur. Gerçek dünyada seçmenler tercihte bulunacakları adaylar, siyasal partiler, hükümet politikaları ve bu politikaların sonuçları hakkında tam enformasyona sahip değillerdir.
BİLİMSEL YÖNETİMİN İLKELERİ
Frederick Winslow TAYLOR
Çeviri: H. Bahadır AKIN
104 sayfa
ISBN: 975-8156-02-0
İnsanlık tarihi kadar eski bir sanat olan yönetim, günümüzde de bütün örgütlerde başarının ardındaki en önemli faktör olarak kabul edilmektedir. Sanayi işletmelerinde rekabetçi üstünlüğün sağlanabilmesi, başarılı ve etkili bir yönetime bağlıdır. Yüz yıl kadar önce, F.W Taylor ve arkadaşları, yönetimin aslında bir bilim olduğunu ve belirli ilkeler doğrultusunda icra edilmesi gereğini ortaya koymuşlar, bu amaçla yıllar süren çalışmalar yaparak yönetim kavramının bilimsel yönünü açığa çıkarmışlardır. Bu ilkelerin birçoğunun, zaman içinde aşılmakla birlikte, hala günümüzde bütün örgütler için geçerliliğini koruduğunu ve yöneticiler için vazgeçilmez başvuru kaynakları olduğu görülmektedir.
ÖRGÜT VE BÜROKRASİ: MODERN TEORİLERİN ANALİZİ
N. P. MOUZELIS
Çeviri: H. Bahadır AKIN
216 sayfa
ISBN: 975-8156-32-2
"Organizasyonların içinde doğuyor, organizasyonlarca eğitiliyor ve çoğumuz hayatımızın büyük bir bölümünü organizasyonlar içinde çalışarak geçiriyoruz."
Bürokrasi, Weber tarafından ideal anlamda bir örgüt ve yönetim biçimi olarak geliştirilen, ancak çoğumuz için günlük hayatımızda işlerin görülmesini aksatan, gereksiz yazışma ve zaman kayıplarına yol açan, bugün git yarın gel uygulamalarını doğuran bir kavramı ifade ediyor.
Yönetim alanında yazılmış sayısız eserdeki sonu gelmeyen örgüt ve bürokrasi tartışmaları Mouzelis tarafından titiz bir şekilde ele alınmış ve sosyolojik bir bakış açısıyla bütünleştirilmiştir.
YENİ EKONOMİ
H. Bahadır AKIN
226 sayfa
ISBN: 975-8156-46-2
2002 TSBD Genç Sosyal Bilimcileri Mansiyon Ödülü
"Yeni Ekonomi" ibaresi iş alemi ve akademik dünyanın gündemine gireli yaklaşık on yıl oldu. İlk yıllarda internet ve beraberinde gelen teknolojiler, alışık olunmayan, şaşırtıcı bir ortamın heyecan verici etkisiyle başımızı döndürmüştü. Bugün taşlar artık büyük ölçüde yerine oturmuş, hayallerin yerini gerçekler almıştır. İnternet şirketlerinin devri geçmiş, ancak internetin devri henüz yeni başlamaktadır. Öte yandan, bugün hala bir Yeni Ekonomiden söz etmek mümkündür. Küreselleşme bir vakıadır ve bilişim teknolojileri bu süreci hızlandırmaya devam etmektedir. Sektörlerdeki değişmeler beklenen mecrasında sürüp gitmektedir. Eğlence odaklı medya sektörü başta olmak üzere internetin imkân sağladığı bilgi ve iletişime dayalı pek çok endüstri öne çıkmaktadır. On yıl öncesinin yeni gerçekliklerinden sınırları belli olmayan, iletişim teknolojisine bağlı, geçici süreler için kurulup dağılabilen örgütler bugün artık sıradan yapılanmalar haline gelmiştir. Ve Yeni Ekonomide, dünyanın en zengin adamı hala bir petrol şeyhi değil, bir bilgisayar yazılımcısıdır. Elinizdeki kitap bu süreci ve unsurlarını analiz ediyor...
YÖNETİM VE MİZAH: ÖRGÜTLER VE BÜROKRASİYE MİZAHİ BAKIŞLAR
H. Bahadır AKIN
136 sayfa
ISBN: 975-8156-63-2
"Mizah, ağırbaşlılığımızı kanıtlamak, başa gelenlere karşı dayanıklılığımızı göstermektir."
R. Gary
"Bir dekana şaka yaptığınızı açıkça söyleşin, yoksa gülmez."
R. Clapton
Geçtiğimiz yüzyılda akademik dünyada yönetim, örgütler ve bürokrasi üzerine bıkkınlık verecek kadar fazla makale ve kitap kaleme alınmış, örgütlerin işleyişi pek çok araştırmacı tarafından ciddiyetle incelenmiştir. Öte yandan gerek özel sektör gerekse kamu kesim örgütlerinde hemen her gün rastladığımız uygulamaların olaylara mizahi bir gözle bakabilen kişileri için her zaman sınırsız bir malzeme oluşturduğu da inkâr edilemez bir hakikattir.
TEKNOLOJİ YÖNETİMİ VE ÖRGÜTSEL DEĞİŞİM
H. Bahadır AKIN - M. Şerif ŞİMŞEK
384 sayfa
ISBN: 975-8156-75-6
Nispeten yeni bir disiplin olarak sosyal bilimler ile mühendislik bilimleri arasında köprü vazifesi göre teknoloji yönetimi kavramı, yöneticilik ve teknik uzmanlık arasında bağlantıyı kurarak teknoloji transferi, teknolojik planlama, AR-GE, tasarım, imalat gibi faaliyetlerin planlanması, örgütlenmesi, koordinasyonu ve kontrolüyle ilgili faaliyetlerin tümünü ifade etmektedir. Geçtiğimiz yüzyılın ikinci yarısı, teknolojinin rekabet gücü üzerindeki etkileri bakımında yoğun tartışmalara sahne olmuştur. Aslında gelişen teknolojilerin işletmelerin rekabet gücü üzerinde önemli etkileri inkâr edilmeyecek boyuttadır, ancak ayın süre zarfında teknolojinin yanlış kullanımında doğan birçok problemin varlığı da bilinmektedir.
SİYASAL KATILMA VE YEREL DEMOKRASİ: KÜRESELLEŞME SÜRECİNDE YURTTAŞ, YÖNETİM, SİYASET
M. Akif ÇUKURÇAYIR
272 sayfa
ISBN: 975-8156-49-7
"Demokrasi ülke çapında ne ise, yerel düzeyde de hemen hemen odur. Hastalıkları, yukarıdan aşağıya doğru inildikçe azalmaz. Hatta artabilir de. Her ikisinin de kalitesinin hamurun niteliği, yani halkın duyarlılığı ve bilinci belirler. Bu nedenle, çağımızın, yurttaşlık ve kentdaşlık (Hemşerilik) gibi kavramlara yüklemiş olduğu yeni işlevler, demokrasini sağlıklı bir yörüngeye oturulmasına katkı yapabilecek bir önem kazanmıştır. Bu bağlamda, yerel yönetmeler de katılımcı uygulamaların emekleme evresinde bulunan yerel demokrasimizin büyük yararlar sağlayacağına kuşku yoktu.
KÜRESEL SİSTEMDE SİYASET, YÖNETİM, EKONOMİ
M. Akif ÇUKURÇAYIR
448 sayfa
ISBN: 975-8156-76-4
Son dönemlerin en popüler kavramlarından biri hiç kuşkusuz küreselleşme olmuştur. Dünyanın ekonomik, siyasal ve yönetsel anlamda geldiği yeni durumu ifade eden küreselleşme, bütün toplumları etkileyen ve dönüştüren bir güce sahiptir. Küresel sistemde meydana gelen bir değişme ulusal alanda ekonomik, siyasal ve yönetsel etkileriyle yandaş ya da muhalif grupların oluşmasına neden olmaktadır. Bu yönüyle de oldukça önemli ve kapsamlı tartışmaların odağında ye alan bir kavram olmuştur.
Yerel olanla küresel olan çoğu kez iç içe geçmekte, birbirlerine dönüşebilmektedir. Roland Robertson'ün küreselleşme üzerine yapmış olduğu bir çalışmada bu durum globalleşme, Türkçe deyimiyle küresel bir durum olarak tanımlanmıştır. Dolayısıyla yerel ya da ulusal alanı küresel olandan izole ve kopuk bir alan olarak görmek artık olanaksız hale gelmiştir.
YEREL VE KENTSEL POLİTİKALAR
M. Akif ÇUKURÇAYIR
496 sayfa
ISBN: 975-8156-84-5
"Bugün, ülkede var olan 80 kadar üniversiteden dörtte birinde, yer ve kentsel yönetimler ve politikalarla ilgili kuramsal ve uygulamalı konurla, oldukça genç bir araştırıcı ve öğretici kadronu öncülüğünde, tez, araştırma, inceleme, yayın ve ders konusu yapılmaktadır. İste, bunlardan bir bölümünü, bu kitaba katkıda bulunan öğretim üyeleri oluşturuyor. Yerel yönetmelerle ilgili, en can alıcı yönetsel, siyasal, toplumsal, ekonomik ve kültürel konularını işlendiği bu yapıtın, öğrenciler, araştırmacılar, öğretim üyeleri ve kent yöneticileri için değerli bir kaynak işlevi göreceğine hiç kuşkum yok.
YURTTAŞ ODAKLI YEREL YÖNETİM: YENİDEN YAPILANMA, DEMOKRATİKLİK, ETKİNLİK
M. Akif ÇUKURÇAYIR
176 sayfa
ISBN: 975-8156-85-3
Yurttaş odaklı yerel yönetim, yurttaşa hizmet götüren kamu kuruluşlarının her türlü eylem ve işlemlerinin odağında yurttaşı görmeleri ve bütün çalışmalarını buna göre yapmaları için geliştirilen öneriler bütünüdür. Yurttaş odaklı yönetim, toplumsal kalkınma modelidir. Halkın gereksinimlerini çeşitli yöntemler kullanarak öğrenmek, halkı en fazla mutlu edecek bir hizmeti sunmak, halkın ekonomik, kültürel ve yönetsel etkinlerde yerel yönetimlerle birlikte hareket etmesini sağlamak ve meşru bir yönetimlerle birlikte hareket etmesini sağlamak ve meşru bir yönetimi sistemini başarmaktır. Temsili demokrasilerin en önemli krizi, meşruluk krizidir. Bu krizin çözümü de yurttaş odaklı, halk egemenliğine dayalı bir kamu yönetimi ve elbette özellikle yerel yönetim sisteminin kurulmasına bağlıdır.
ÇOK KÜLTÜRLÜLÜK VE SOSYAL ADALET: "ÖTEKİ" İLE BARIŞ İÇİNDE YAŞAMAK
Ali Şafak BALI
320 sayfa
ISBN: 975-8156-40-3
Günümüz toplumları, farklı kültürel grupların birbirleriyle bazen barış içinde, bazen de grupları birbirleriyle bazen barış içinde, bazen de çatışmaların gölgesinde bir arada yaşamalarına sahne oluyor. Bu kitap, bugün dünyanın hemen her yerinde, ilkelinde gelişmişine pek çok siyasal toplumda, yakın zamanlarda yaşamış ve halen yaşamakta olan kültürel çatışmaların ortaya çıktığı toplumsal olayların ortaya çıkardığı toplumsal sorunları, birer sosyal adalet sorunu olarak algılamak gerektiğini varsayımından hareketle, bu sorunlara sosyal barış ve siyasal birliktelikleri tehdit etmeyecek bir çözüm bulunabilir mi? Temel sorusunu çözümlemeye çalışmaktadır.
ŞEHİRLEŞME VE DİN
Celalettin ÇELİK
400 sayfa
ISBN: 975-8156-41-1
Son birkaç yüzyıl içerisinde, Batı'da başlayan ve etkileri giderek bütün dünyayı saran yeni medeniyetin gerçeklikleri, dünyanın öteki toplumlarını olduğu gibi modern dönemin Türk toplumunu da öylesine derinden etkilemiş ve köklü bir değişme olgusu ve mecburiyetleri ile karşı karşıya bırakmıştır ve hatta bırakmaya devam etmektedir ki, aradan geçen uzun zamana rağmen toplumuz bu yeni şartlara uyum problemini bir türlü halledilmiş görünmemekte; üstelik dünya ölçüsünde kendini gösteren yeni gelişme ve değişmelerin dinamiği ve mesela küreselleşme, Türk toplumu açısından yepyeni değişme mecburiyetlerini ve bunlara uyum ve veya uyumsuzluğun doğurduğu yeni etkileşimlerle birlikte olayı da daha da karmaşık bir hale sokmaktadır.
HAYALETBİLİMİ VE HAYALİ KİMLİKLER: NEO-OSMANLILIK, ÖZAL VE BALKANLAR
Şaban H. ÇALIŞ
240 sayfa
ISBN: 975-8156-34-9
Patolojik bir ruh halinin bireyselden toplumsala bütün ilişkilere damgasının vurduğu, harici ve dâhili bütün siyasal kararların da bu atmosferden etkilendiği ve hayaletler / ruhlar / hortlaklar anaforuna sıklıkla tutan bir memlekette artık "Hayaletbilimi" ne olan ihtiyaç kaçınılmazdır. Bu kitap da, bu yüzden bugüne kadar denenmemiş bir yaklaşımla, Türk dış politikasının 90'lı yıllarda gündeme gelen konularından Balkanlar Sorunu'nu, o dönemin en tartışmalı kişiliği Özal çevresinde Neo-Osmanlılık tartışmaları bağlamında analiz etmeye çalışmaktadır.
KAYNAYAN KAZAN ORTADOĞU: GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE ORTADOĞU SORUNLARI VE ÇÖZÜM YOLLARI
Prof. Dr. Ekrem MEMİŞ
328 sayfa
ISBN: 975-8156-70-5
Coğrafi bir terim olmasına karşın, zihinlerde sürekli olarak toplumsal ve politik bir olgu olmayı sürdürebilmiş kaç köşesi vardır dünyanın?
İşte bu köşelerden birisi "Ortadoğu"dur. Ortadoğu, geçmişte olduğu gibi günümüzde de bir sorunlar yumağı oluşturmaya devam etmektedir.
Büyük bir bölümü adeta cetvelle çizilmiş sınırlara sahip olan yapay devletler, etnik karmaşıklı, terör, istikrarsızlık, petrol, ABD egemenliği, GAP, Suların paylaşılması sorunu, bu bölgenin hem temel özellikleri hem de temel sorunlarıdır. Fakat en önemli soru, binlerce yıldan beri bir türlü çözülmeyen Filistin sorunu'dur.
İşte bu çalışmada, Ortadoğu Sorunları masaya yatırılmakta ve bunlara çözüm yolları aranmaktadır. Bu nedenle kitabımızın, Ortadoğu'yu merak eden herkese yararlı olacağını umuyoruz.
TÜRK MODERNLEŞMESİ VE DİN
Mehmet AKGÜL
400 sayfa
ISBN: 975-8156-10-1
Osmanlı toplumu ve bütün insanlık eşi görülmedik bir dönüşüm projesi olan modernite ile karşılaşınca, geleneksel tepki ve korunma mekanizmaları biranda anlamsızlaşma sürecine girmiştir. Farklılığını ve üstünlüğünü her seferinde hissettiren Osmanlı toplumsal tahayyülü de modernizmin ürettiği dayatmalar karşısında kendi gerçekliğinden şüpheye düşerek asırlarca küçümsediği Batı ile yani kendi varlığına meydan okuyan yeni yapı ve değerlerle eklemlenme sürecine girmiştir. Bu sürecin tarihsel plandaki yansımaları bugüne kadar uzanan bir çizgide "Batı ile birlikte hareket etme", "Küreselleşme" veya "Globalleşme" şeklinde kendisini yendin ürtmektedir. Batı dünyası ile eklemlenme bağlamında 19.yy.dan bu yana devam eden süreç, "sancılı" bir biçimde devam etmektedir. Sancını kaynağından ise "batılaşma ve din" dilemması yatmaktadır. Geçmişten günümüze bu sancılı süreç hala devam etmektedir.
AHLÂKIN AKLÎ VE İNSANÎ TEMELİ
Şahin FİLİZ
152 sayfa
ISBN: 975-8156-05-5
Ahlakın Akli ve İnsani Temeli, Herhangi bir dayanaktan yoksun ahlaka, sonradan icat edilmiş yeni bir temel keşfetmek gibi bir sav öne sürmemektedir. Ancak, kendi başına ve bağımsız bir felsefi alan olarak vardır. İnsan, "ahlak! Gerçeğinden hiçbir zaman sıyrılıp çıkarak ve ona rağmen yaşayarak var olamaz. Çünkü realite, insana sonradan eklenmiş yabancı bir nesne değildir. Hatta belki de ahlak, tek hakikat olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu yüzden insan, her şeyden önce bir değer varlığıdır. Aklın ve insanın olmadığı bir yerde kutsalın söyledikleri, yalçın kayalardan yansıyan nidanı tekrar sahibine dönmesinden ibaret kalacaktır. Bu nida, akılla akıl, insanla insan; çocukla çocuk, büyükle büyük vs. olmadığı sürece, insan ve onun aklıyla kendi değerini tartmak gibi kesintisiz bir insani tecrübenin gündemini hiçbir zaman dolduramaz.
MODERNLEŞME TEORİLERİ VE POSTMODERN DURUM
Ahmet ÖZKİRAZ
160 sayfa
ISBN: 975-8156-77-2
Bu çalışmada son zamanlarda gerek kullanımları artan sözcükler olarak gerekse de yaşadığımız realiteyi anlamlı kılma iddiası taşıyan teorik çatılar olsa, modernite ve postmodernitenin genel bir değerlendirilmesi hedeflenmektedir. Bu gereksimin ilk etapta postmodernite üzerine bir hayli yoğun bir söylemin oluşmuş bulunmasına rağmen onun mahiyeti hakkında sırdan bir okuyucunun merakını giderebilecek çapta bir çalışmanın mevcut olmayışından kaynaklanmıştır. Pek çok kavramın zaman zaman izah edilmesi zor bir biçimde geçici olarak dillere pelesenk olmasına benzer bir şey midir bu postmodermizm denilen kavramın bu denli popülerleşmesi? Bir modadan mı ibarettir, örneğin, yoksa kendisine yönelen rağbetle mütenasip bir karşılığı var mıdır yaşadığımız hayatta?
SOSYO-POLİTİK TUTUMLAR VE DİN: KONYA ARAŞTIRMASI
Ahmet KALENDER - Himmet HÜLÜR
412 sayfa
ISBN: 975-8156-83-7
İslamcılık, diğer kitle ideolojileri gibi ideolojik bir harekettir. Bu anlamda, seküler dünya görüşünün ve modernizemin yönlendirici ilkeleriyle hareket etmek zorundadır. İslamcı liberalizm, demokrasi ve bilime yaklaşımı ile daha açık bir seküler nitelik taşımaktadır. Diğer taraftan köktencilik, seküler kitle ideolojisini temsil etmesine karşın kendi seküler niteliğini göz ardı ederek kendini dini ve kutsal bir kılıkta gösterir. İslamcılığın yükselişi, sekülerleşmenin değil olsa olsa demokrasinin bir handikabını göstermektedir.
DÜNYA GÖRÜŞÜ BİLİM VE EKONOMİ
Tahir AKGEMCİ
60 sayfa
ISBN: 975-8867-07-5
Dünya görüşüyle, ekonomi arasında yakın bir ilişki olması gerektiği konusunda insanları öteden beri hem fikirler ve hiçbir zaman da bundan kuşku duymadılar. Bu ilişkiler 19. yüzyıl sürecinde tarihsel yöntemin temel sorunu haline geldi. Burada Marksizmin etkisini de yadsımak gerek. Buna göre dünya görüşüyle ekonomi arasında öyle bir ilişki bulunur ki, ekonomi ve onun tarihsel biçimleri dünya görüşünü belirler. Ekonomi yegâne gerçektir. O, tarihsel süreçte içkin yasaları sayesinde kendi kendini beliryendir, diğer her şey ise insanın varlığında ekonomik şeyleri yalnızca işlevidir.
IMF POLİTİKALARI VE TÜRKİYE
Doğan UYSAL
128 sayfa
ISBN: 975-8867-10-5
İkinci Dünya Savaşı sonrasında dünya ülkeleri Doğu ve Batı Blokları şeklindeki iki farklı kutba bölünmüşlerdir. Bu iki kutup kendi içlerinde ekonomik ve siyasi güçlerini koruyabilmek ve bu anlamda karşılaştıkları sorunlara çözüm bulabilmek için farklı entegrasyonları gitmişlerdir. Bazı Bloku ülkelerinin kurmuş oldukları uluslararası kuruluşlardan bir tanesi de Uluslar arası Para Fonu (IMF) olmuştur.
IMF'ye kuruluşundan günümüze kadar özellikle gelişmekte olan ülkeler karşılaştığı ekonomik kriz dönemlerinde başvurarak kaynak talebinde bulunmuşlardır. Ülkemizde Cumhuriyetin kuruluşundan günümüze kadar farklı dönemlerde ekonomik krizlerle karşı karşıya kalmıştır. İlk kez 1958 yılında IMF'ye başvuran ülkemiz, IMF ile 19 adet standby anlaşması imzalamıştır.
TÜRKİYE'DE PİYASA EKONOMİSİ VE EKONOMİK ÖZGÜRLÜKLER
Doğan UYSAL
152 sayfa
ISBN: 975-8867-11-3
Ülkelerin kalkınmasında etkili olan pek çok faktör vardı. İktisat politikaları ve seçilen kalkınma modeli ekonomik gelişim süresi içinde önemli yere sahiptirler.
Liberal ekonomik sistemin benimsenmesi durumunda piyasa ekonomisine işlerlik kazandırılması ve ekonomik özgürlüklerin sağlanması, ekonomik kalkınmanın sağlanmasında temel belirleyicilerdir.
Bu iki kavram birbirleriyle yakından ilişkili olup pek çok ortak noktada birleştikleri gibi aralarında tamamlayıcılık ilişkisi de söz konusudur.
2000'Lİ YILLARDA STRATEJİ VE PLANLAMA
Nedim YÜZBAŞIOĞLU
216 sayfa
ISBN: 975-8867-13-X
Bu elinizdeki kitap okuyucuya Stratejik Yönetim ve Planlama alanında, sadece salt bilgiden ziyade onların hayal güçlerini kullanmalarını sağlayarak kendilerine özgün yönetim, vizyon ve strateji haritaları oluşturmayı ve gelişmeler karşısında onları kendi stratejilerinin, düşünme tarzlarının dayanağı olarak kullanabilmelerini, ayrıca sıra dışı sorunlar karşısında stratejik hedeflerden sapmadan, kendi merkezli çözümler üretebilmelerini amaçlamaktadır. Bu yüzden kitap çok ayrıntılı teorik bilgi vermek yerine verilen bilgilerin güncellenerek stratejik yönetim ve uygulamalarının altyapısını oluşturacak biçimde vizyonunu, misyonunu ve stratejisini oluşturmasına zemin hazırlamaktadır.
HEKİMLER VE HEKİMLİK
Ertan ÖZENSEL - Abdullah KOÇAK
136 sayfa
ISBN: 975-8156-63-2
Çağdaş devletin en önemli özelliklerinden birisi sosyal devlet olmasıdır. Sağlık hizmetleri ve sağlık sistemi de sosyal devletin önceliklerindendir. Bir ülkedeki sağlık hizmetlerinin yerine getirilmesi, alt yapının yanı sıra o alanda istihdam edilen insan kaynağı ile de yakından ilgilidir. Sağlık sisteminin en önemli parçası olan hekimlerin yaşamış oldukları sorunlar, bir anlamda sistemin yaşadığı sorunların da yansımasıdır. Elinizdeki çalışmada, öncelikle hekimlerin karşılaştıkları temel sorunların neler olduğu araştırılmıştır. Sorunların yanı sıra, hekimlerin mesleki doyumları, mesleki tükenmişlik düzeyleri ve değerleriyle ilgili düşünsel yapılan da analiz edilmeye çalışılmıştır.
YORGUN TOPLUM BİREY VE KİMLİK MODERNİTE VE GELENEK
Gürbüz BAHADIR
360 sayfa
ISBN: 975-8867-24-5
Hep gelişmelerin, ilerlemelerin hikâyesi yapılmıştır da, gerilemenin, çürümenin hikâyesi az yapılmıştır, bir dejenerasyonoloji yoktu. Uygarlık insan için bir angaryadır; her angarya gibi bu bir zorunluluktur, insan olmanın zorunluluğu...
Teknolojide ve hizmet sektöründeki ilerlemeleri ve karmaşık gelişlerin çoğunluğu yine, uygarlılığının geldiği seviyedeki gerekliliklerin halli içindir. İlkel insanın kıtalararası seyahate ihtiyacı yoktu; ama ilk gereklilik, bir sebep sonuç zinciri gibi bir sıra gereklilik yaratmış ve uygarlık dediğimiz karmaşık düzen buradan doğmuştur. Uçağın icadı geriye doğru en son, en sonuçta, ilkel ve çıplak insanın selameti içindir.
TERÖRÜN GÖRÜNTÜLERİ, GÖRÜNTÜLERİN TERÖRÜ...
Orhan GÖKÇE - Uğur DEMİRAY
472 sayfa
ISBN: 975-8867-16-4
Medya terör ilişkisi ya da ikilemi uzun süredir iletişim, siyaset ve diğer sosyal bilimcilerin tartışma gündeminde olan konular arasındadır. 11 Eylül 2001, 15 ve 20 Kasım 2003 ve 11 Mart 2004 tarihlerinde Amerika, Türkiye ve İspanya'da meydana gelen terör saldırıları sonrasında medya terör ilişkisi yeniden güncelleşerek gerek akademik gerek popüler ilginin merkezine oturmuştur. Tartışma, öncelikle terörizmin küreselleşmesinde meydanın nasıl bir rol oynadığı, medyanın teröristler tarafından araçsallaştırıp araçsallaştırılmadığı, medya ve özellikle televizyonlarda temsil edilen ve onun aracılığıyla tüm dünyaya aktarılan terör görüntülerinin nasıl görüntü terörüne dönüştüğü soruları ve konuları üzerinde odaklanmaktadır.
KRİZİ YÖNETEBİLMENİN SIRLARI
Mahmut TEKİN - Muammer ZERENLER
304 sayfa
ISBN: 975-8867-34-2
Yaşadığımız yüzyılda ekonomik, sosyal ve teknolojik alanlarda meydana gelen gelişmeler pazarların küreselleşmesine ve uluslararası rekabetin artmasına yol açmıştır. Küresel rekabet ortamı; krizlerin ve krizleri tetikleyebilecek her türlü sorunsalın ortaya çıkmasına neden olacak etkenlerle doludur.
Kriz dönemleri, bir fırsat olarak değerlendirilebilir ve iyi yönetile-bilirse: işletmelerin kriz öncesi durumdan bile daha başarılı olmalarını, çevrelerinde meydana gelen değişime karşı daha duyarlı hareket etmelerini ve varlıklarını kalıcı hale getirmelerini sağlayabilir. Bu kitap; işletmelerin yaşayabilecekleri her türlü kriz olasılığında fırsatları arayan ve krizleri birer fırsat penceresi olarak gören kriz yönetimi uygulama ve örneklerinden oluşmaktadır.
İSİM KÜLTÜRÜ VE DİN: ŞAHIS İSİMLERİ ÜZERİNE BİR DİN SOSYOLOJİSİ DENEMESİ
Celaleddin ÇELİK
322 sayfa
ISBN: 975-8867-36-9
Bu araştırma, sosyo-kültürel değişim sürecinde Türk isim kültürünü sosyolojik bir yaklaşım ve yöntemle incelemeyi amaçlamaktadır. Teorik temelde isim kültürünün tarihsel ve toplumsal dinamikleri, isim tipolojisi, isim verme geleneği, dindarlık ve isim ilişkisi gibi konular ele alınmış; pratik temelde ise halen Türk toplumunda isimle ilgili anlayış, eğilim ve tutumların ortaya konması ve bunların dinî yaşayışla ilişkisinin çözümlenmesi için ampirik bir boyut eklenmiştir. Bu çerçevede isim kültürü, isimbilim, isim sosyolojisi ve din sosyolojisinin ilgi, konu ve yöntemlerinin kesiştiği bir araştırma konusu olarak değerlendirilmiştir. Çalışmada, isimlerin toplumsal çevreyi ve kolektif kimliği sembolize etme fonksiyonu ile kültürel bütünleşme veya çatışma bağlamındaki rolü üzerinde durulmuş; isim verme pratiklerinin, farklı gelenek, dünya görüşü ve yaşam stratejilerindeki konumuna yönelik gözlemler analiz edilmiştir.
ÇOKKÜLTÜRLÜ VATANDAŞLIK
Mazhar DAĞLI - Ertan ÖZENSEL
ISBN: 975-8867-42-3
Modernleşme surecinin sonuçlarından bin olan "ulus-devlet" modeli, insan hakları, azınlıklar, çok kültürlülük ve çok kültürlü vatandaşlık tartışmaları ile günümüzde ciddi anlamda sarsılmaya başlamıştır. Bu tartışmalar, homojen olmayan toplumlarda, söz konusu farklılıkların eşitlik ve barış temelinde bir arada yaşamasına imkân sağlayacak düşüncelerin ve politikaların üretilmesini de beraberinde getirmiştir. Bugün, çok kültürlülük ve çok kültürlü vatandaşlığın en ideal şekilde uygulandığı bir toplum modeli iddiasında olan Kanada'da çok kültürlü vatandaşlık ve orada yaşayan Türk'lerin yeni bir kimlik edinme pratikleri ve değer yapıları uygulamalı bir araştırma ile bu çalışmada ele alınmaktadır.
YARATICILIK VE YENİLİK BAĞLAMINDA GİRİŞİMCİLİK VE KOBİ'LER
Rıfat IRAZ
204 sayfa
ISBN: 975-8867-47-4
yaratıcılık ve yenilikçilik son yıllarda sıkça kullanılmaya başlayan kavramlar arasında yer almakladır. Yaratıcı olmak ve yenilik yapmak bir girişimcinin en temel özelliklerinin arasında yer almanın yanı sıra. Bu özelliklere sahip olan organizasyonlarda kendilerini hızla değişen şartlara uyarlama ve rekabet üstünlüğünü elde etme imkanına kavuşmaktadır. Günümüzde sürdürülebilir ekonomik kalkınmanın en önemli aracı olarak görülen KOBİ'lerin en önemli Özelliği yaratıcı ve yenilikçi bir düşünce sistemine ve girişimciliğine sahip olmalarıdır. KOBİ'lerin sahip oldukları bu misyonu gerçekleştirebilmeleri; sürdürülebilir bir yenilikçiliğe sahip olmalarını zorunlu kılmaktadır. Sürdürülebilir yenilikçiliğin gerçekleştirilebilmesi ise, yaratıcılığın temel bir dinamik olarak değerlendirilmesini ve önündeki engellerin kaldırılmasını gerektirmektedir. Unutulmamalıdır ki, yeni rekabet döneminde hayatta kalabilmek ancak gerçek çığır açıcı fikirlerin oluşumu ve bunların uygulanması ile mümkün olacaktır. Bu temel düşünce ışığında hazırlanan bu kitabın birinci bölümünde, girişimcilik konusu ve bu konuyla karşılıklı bağımlı ve ilişkili kavramlar olan yaratıcılık ve yenilikçilik konuları incelenmiş, ikinci bölümde ise KOBİ'ler ele alınmıştır.
HUKUK: TANIM, KAVRAM, İŞLEV VE NİTELİK SORUNLARI
Ali Şafak BALI
304 sayfa
ISBN: 975-8887-34-2
Bugün hukuk, çağdaş dünyanın vazgeçemeyeceği yüce değerlerden bin belki de en önemlisi haline gelmiştir. Denilebilir ki ilk çağ insanı için mitoloji ve din neyse günümüz insanı için hukuk aynı anlamı taşımakta, neredeyse aynı işlevi yerine getirmektedir. Oysa açıkça biliyoruz ki, hukuk din değildir. Peki nedir? İşte bunu bildiğimizi kolaylıkla söyleyemeyiz.
Elinizdeki kitap, böyle bir tespiti olanaklı ve haklı kılan tarihsel/sosyolojik süreci de ihmal etmeksizin bu soruya felsefi zeminde objektif bir cevap vermeye çalışmaktadır. Hukukun ilk insan toplumlarından günümüze kadar geçirdiği değişim surecini, bu süreç içerisinde kazandığı farklı görünüm ve anlamlan gözden geçirmekte; felsefe tarihi içerisindeki düşünsel temellerini, çeşitli hukuk tanım ve kavramlarını ele almaktadır Ayrıca bu tarihsel/sosyolojik ve felsefi/metafizik analizler ışığında, hukukun toplumsal işlevi ve niteliği sorununu ontolojik zemininde yeni baştan sorgulayarak doğru biçimde kurgulamaya girişmektedir. |
|