|
Felsefe Dizisi:
FELSEFE DERSLERİ
Ziya GÖKALP
922 sayfa
ISBN: 975-8867-89-X
"... Gittikçe esâret hafifliyorsa da, tahammül de azalıyor. İnsanın sinirleri çelikten değil ki, ilânihâye metanetini muhafaza etsin; fakat bende, felsefe gibi kuvvetli bir sinir ilâcı bulunduğu için, metânetim eksilmiyor. Hâdiseleri herkes başka türlü görür; filozof başka türlü görür. Filozof hâdiselere bakmaz, bu hâdiselerin bir araya gelince ifâde ettikleri tekâmül hareketine bakar. Cemiyetler terakkiye, tekâmüle doğru gidiyorlar mı? Filozofun aradığı budur. Tekâmül varsa, istikbâl iyidir. O hâlde gam yoktur. Meselâ ipekböceği kozanın içine bir tırtıl hâlinde gelir. Kozava röntgen şuâ'iyle bakıldığı zaman tırtılın büzülmeye başladığı görülür. Başkaları bunu görünce, eyvah ipekböceği ölüyor, der. Hâlbuki filozof bakınca der ki, hayır, ipekböceği ölmüyor, belki tırtıl hâlinden, kelebek hâline geçiyor. İpekböceği gibi, cemiyetler de tırtıl hâlinden, kelebek hâline geçebilirler. İşte bugün dünyadaki karışıklıklar bundan ileri geliyor. ..."
Ziya Gökalp
(Felsefe Dersleri'ni kaleme aldığı Malta'daki sürgün günlerinde, kızı Seniha'ya Polverista'dan yazdığı 14 Haziran 1920 tarihli mektubundan)
USÛL HAKKINDA NUTUK: METOT ÜZERİNE KONUŞMA
René DESCARTES
Çeviri: İbrahim Edhem MESUT (DİRVANA)
246 sayfa
ISBN: 975-8867-67-9
"Bildiğiniz veçhile Descartes, kitabının ilk satırında, 'akıl'dan bahseder. Daha sonra, sırası geldikçe 'kuva-yı tabiiyye' ve 'felsefe'den bahseyler. Maarif Nezareti'nin o zamanki "Encümen-i Teftiş-i Muayene"si, bu gibi meselelerden, yani 'felsefe'den, 'akıl'dan, 'tabiat kuvvetleri'nden bahseden bir eserin neşrine müsaade edilemeyeceğini bildirdi. Bereket versin, Encümen Reisi Hamdi Bey ve âza Azmi Bey beni tanırlardı. Bunların yardımı ile yakayı güç kurtardık ve müsaade aldık. Yalnız şunu söyleyeyim ki, 'felsefe'yi kurban verdik. 'Felsefe' kelimesi yerine, 'hikmet' demeliymiş. Böylece kitaptaki 'felsefe'leri hep 'hikmet' yaptım."
"- Eseri bir Ermeni kitapçı bastırdı. Hemen bir nüshasını alıp, yakından tanıdığımız başmabeynci Hacı Ali Paşa'ya götürdüm. Takdir göreceğimi ümit ediyordum. Beş on gün sonra kendisini gördüğüm Hacı Ali Paşa: 'Yahu siz ne yapmışsınız, kitapta akıldan bahsetmişsiniz' dedi. Ben de cevap olarak, 'Peki cinnetten mi bahsedeyim?' dedim. Bilirsiniz ki, o zaman Sultan Murat hayatta idi, akıl ve cinnet kelimeleri Sultan Murat'ı hatırlatır diye endişe edilirdi. Bereket versin ki, başmabeyncinin ahbaplığı sayesinde iş büyümedi."
İbrahim Edhem Mesut (Dirvana)
İKTİSAT METİNLERİ
Ahmed MİDHAT
359 sayfa
ISBN: 975-8867-66-0
Biz, yani Osmanlılar, millî servetimizi değerlendirebilmek için tarihimizin başlangıçlarına doğru bir göz atmak zorundayız. Tarihimiz bize gösterir ki, bizim ilk ortaya çıkışımız, askerî bir millet suretiyle çıkış olup, gerçekte hâlâ eserleri baki olmak üzere sanayide de pek çok maharet göstermiş ve ticaretimizin de, Akdeniz'in bazı sahillerine kadar yayılma dairesini genişletmeyi başarmış isek de, bunların, Türk ve Müslüman olan kısmımızdan çok, her zaman gayr-ı Müslim olan kısmımızın eserlerinden olduğunu inkar edemeyecek bir halde bulunmuşuz. Milletimiz içinde askerî olan İslâmî unsurların miktarını göz önüne getirip de, bir de bazı meşhur muharebelerimize sevk eylediğimiz askerin miktarıyla bir nisbet edecek olur ise görülür ki, biz, ta pek yakın bir zamana kadar ve belki bugünkü günde de, genelimiz asker sayılacak bir milletiz. Yani bir zamanlar "Yeniçeri ve Sipahi ve sair askerî sınıflardan birisine mensup olmayan Müslüman değildir" diye söylenen sözün hükmü, pek gerçektir. Oysa sanat ve ticaretin ilerlemesi barış ile ve hatta daimî barış ile mümkün olup, bizim ise barış üzere geçirdiğimiz yıllar pek az kalmıştır. Muharebeyi engellemeyi her şeyden çok arzu eden bir fen var ise, o da ekonomi politik olduğuna kim şüphe eder?"
Ahmed Midhat
LEIBNIZ VE FELSEFESİ: MANTIK, FİZİK VE METAFİZİK
Sebahattin ÇEVİKBAŞ
480 sayfa
ISBN: 975-8867-76-8
Gottfried Wilhem von Leibniz, Batı düşüncesi'nin köşe taşlarından birisidir. Düşüncesinin gelişimi, yaşadığı çağın sosyal ve politik ve entelektüel arka planına sıkı sıkıya bağlı olan Leibniz'in entelektüel ilgileri, Aristotales'ten beri birkaç kişide görülmüş genişlik ve çeşitliliktedir: mantık, matematik, fizik, biyoloji ve tıp, psikoloji, epistemoloji, metafizik ve teoloji, etik ve hukuk alanlarında binlerce mektup, büyük bir kısmı yayımlanmamış çok sayıda deneme; askeri ve diplomatik planlar ve öneriler, filolojik teoriler; Kutsal Roma İmparatorluğu'nun ve Brunswick hanedanının tarihi ile ilgili dökuman araştırmaları; kiliselerin yeniden birleştirilmesi ve kalıcı barış için projeler, Avrupa'nın her yerinde bilimler ve sanatlar akademisi kurmayı amaçlayan planlar vb. Leibniz düşüncesinin gelişimini bütün yönleriyle izlemek, ancak bu alanların birlikte ele alınmasıyla mümkün olabilir.
Bu eser, böyle bir amaca katkıda bulunmaya yönelik giriş düzeyinde bir çalışmadır: Leibniz'in mantığına, fiziğine ve metafiziğine bir giriş.
BERGSON HAKKINDA: HENRİ BERGSON VE FELSEFESİ
Rıza TEVFİK
126 sayfa
ISBN: 975-8867-68-7
Bir filozofun önem derecesini, hayatı boyuncaki başarılarıyla takdir etmek pek doğru değilse de, şurası da kesindir ki, felsefi teorilerinin haddi zatında hakikate yakın olsun olmasın, hayata anlam ve değer veren pratik hükümleriyle ölçülmesi gerekir. Zira insanlık vicdanının intiyaçlarının nidasına cevap vermekle hayat meselelerine ait endişeleri geçici olsun tatmin eden ve tereddütlü insanlığa yeni bir hareket hattı göstermek için yol açan ve yeni bir davranış ilkesi veren işte bu hükümlerdir.
Mösyö Bergson, gerçekten de birçok çağdaşımız nazarında böyle bir rehber olarak kabul edilmiştir. Onun için, önümüze düşen bu önemli adamı iyice tanımalıyız ve bizleri hangi hedefe yönlendirmekte olduğunu anlamalıyız.
Rıza Tevfik
TERÂCİM-İ AHVÂL-İ FELÂSİFE: FİLOZOFLARIN BİYOGRAFİLERİ
Fatma Aliye HANIM
160 sayfa
ISBN: 975-8867-84-9
Bir zamanlar, filozof denildi mi, bundan, dinsiz, derbeder, serseri birtakım insanlar anlayanlarımız pek çok idi. Hamd olsun, şu ilerleme dönemimizde kadınlarımız dahi şimdi bunu anlıyorlarsa da, meşhur filozofların biyografilerine dair kısa pasajlar yazarak namlarını bu zamana kadar bırakmış olan filozoflara dair biraz bilgi vermek istedik.
Pek eski zamanlardan beri Babil, Hint ve Mısır'da hikemi ilimlere revaç olup, ancak oralardaki hikemi ilimler layıkıyla alema yayılamamıştır. Hikmeti dünyaya yayan, Yunan hakimleridir. Şeylerin hakikatleri, nitelikleri ve hallerini kavramak için iki ekol vardır. Birisi, mantık kurallarına göre söz etmek ve düşünmektir. Bu yola girmiş olanlar, eğer bir dine sarılıyor iseler, onlara "mütekellimin" denilir. Sarılmıyorlar ise, "meşşa'iyyun" denilir. İkincisi, riyazetler ve teveccühler yoludur. Bu yola girmiş olanlara bir dine sarılıyor iseler, "sufiyye" ve sarılmıyorlar ise, "işrakiyyun" denilip bunların ikisi de kalp aynalarını tasfiye ederek, ilahi sünuhata mazhar olmak üzere ruhani aleme teveccüh etmiş olurlar. Ancak, hak dine sarılmış olanların kalp ayları düzgün ve olmayanların aynaları çarpıktır.
Fatma Aliye Hanım
DESCARTES VE KARTEZYENLER
Mehmet Emin ERİŞİRGİL
160 sayfa
ISBN: 975-8867-75-X
"Descartes'a genellikle yeni felsefenin kurucusu unvanını verirler. Yeni Çağ felsefesini incelersek, bu büyük filozofun bu unvana hak kazanmış olduğunu teslim ederiz. Gerçekten de, bir açıdan Descartes felsefesinin kaynağı, düşüncelerimizden varlığa nasıl intikal ettiğimizi araştırmaktır. Malebranche, Spinoza, Leibniz'den tutunuz Reid ve Kant'a kadar hep büyük filozofların hareketlerinin kaynağı da budur. Eski filozoflar için, düşüncelerimiz doğrudan doğruya "varlık"ı kuşatırdı. Bu yüzden fikirlerimizin incelenmesiyle varlığın hakikatine intikal mümkündü. Yeni felsefenin gayesi ise, düşünce yardımıyla varlığı imkan mertebesinde izah etmeye çalışmaktır. Bu tarz gayeyi felsefeye dahil etme şerefi, Descartes'a aittir.
Descartes nasıl yeni felsefenin yönünü belirlemiş ise, çağının bilimleri için en önemli ilkeyi de ortaya koymuştur. Gerçekten de Descartes'a göre bizzat düşünce ve şuurdan başka hadiselerin hepsi mekanizm ile, matematiksel ilke ve metot ile açıklanabilir. On yedinci yüzyılın bilim kanaati de bundan başka bir şey değildir."
Mehmet Emin Erişirgil
HEGEL'İN TANRISI
Naim ŞAHİN
152 sayfa
ISBN: 975-8156-21-7
Hegel'e Ait Sözler
"Mutlak öldü, Tanrı öldü" herkes bunu söyledi; yoksa şunu değil; Tanrı yoktur"
"En Yüce Aşk Tanrı'dır"
Lambanın etrafına ışık saçıp kendinden bir şey kaybetmediği gibi; tanır da tabiatta (yaratmakla) gözükmekle mükemmelliğinden bir şey kaybetmemiştir"
"Hegel'de Din ile Felsefe; patatesle patates böceği gibidir"
H. Romudt
"Dünyasız Tanrı, Tanrı değildir"
"Ussal olan gerçek, gerçek olan da ussaldır"
"Yarım felsefe insanı Tanrı'dan uzaklaştırır (nitekim bilgiyi takribi bir hakikatten ibaret kılan bu yarım felsefedir); hakiki (tam) felsefe ise insanı Tanrı'ya götürür"
"Her şeyden evvel ilme güven, akla iman, yani güven ve inançtan başka bir şey istemiyorum. Gerçeğe cesaret, Mutlak Ruhun (Geis) gücüne iman, felsefe öğreniminin ilk şartıdır. İnsan kendisine saygı göstermeli ve En Yüce varlığın değerini takdir etmelidir"
(Berlin'deki ilk konuşması)
GÜZELİN GÜNCELLİĞİ
GADAMER
Çeviri: Fatih TEPEBAŞI
96 sayfa
ISBN: 975-8867-20-0
Güzelin Güncelliği, Gadamer'in 1974'te Salzburg'da verdiği ve sonradan gözden geçirdiği konferanslarına dayanır. Düşünü, burada öncelikle sanatın temellerini araştırır ve bunu da "oyun" gücüne ait dürtülerde bulur. İkinci kavram "sembol" ise Yunan geleneğine dayanır. Eski Yunan'da misafirleri hatırlamak için vedalaşırken onlara kırık parçalar verilirdi. Hatırlama, kendiliğindenlik ve başarıyla doldurulmuş bir edimdir. Bu edim, sanat karşısında gözlemcinin katılmasıyla eserde kendini kanıtlamadır. Üçüncü kavram olan "festival" ise kendi zamanını yani iletişimsel nitelikleri yok eden zamanı oyuna dahil eder. Geblen'in "Zamanın İmgeleri"nden bu yana felsefe ile uğraşan akademik çevrelerde, 19. ve 20. yüzyıldaki sanatsal değişim olgusuna, diğer bir ifadeyle eski estetiği özellikle Kant ve Hegel'in anladığı anlamda idealist estetiği aşan olgu konusunda, bu kadar büyük bir özen ve dikkatle kültür zenginliği ve yenilikle pek az şey yazıldı. |
|